Uzman Psikolog
Rahime ŞEKER ÇINAR
Çocuk - Ergen ve Aile Terapisti
0553 102 16 82

Makaleler » SINAV KAYGISI

Minik prensimiz/prensesimiz artık büyümüş ve okula başlamıştır. İlk çanta, ilk önlük, ilk öğretmen, ilk sınıf arkadaşları, ilk ödevler derken ilk SINAV. SINAV, aman allahım o da ne ! ilk kaygılar, telaş ve evin içinde bir panik hali. O günlerde panik hali ile gelen ve zamanla alışacağımızı zannettiğimiz sınav gerçeği yıllar ilerledikçe ciddiyetini artırarak varlığını sürdürür. LGS, OKS, SBS, YGS, LYS, ÜDS, YDS, KPSS derken minik yavrunuzla beraber sizde sınav stresiyle/kaygısıyla tanışmış oldunuz. Sınav, hayatımızın değişmez bir parçası olarak eğitimin her basamağında karşımıza çıkar. Peki, nedir bu sınav kaygısı, neden var olur ve baş etmek için neler yapılabilir. Stres; beynin kendini baskı altında hissettiğinde verdiği fizyolojik ve psikolojik tepkiler bütünüdür. Sınav kaygısı ise en basit hali ile beklenen sınavlardan önce, sınav esnasında veya sonrasında yaşanan korku ve strese karşı oluşan psikolojik ve fizyolojik tepkilerin hepsidir. Aslında korkulan durum sınavın kendisi değil sınavın getirdikleri/götürdükleridir. Okulda yazılılardan korkar çocuk çünkü kötü alırsa, sınıfta arkadaşlarından geride kalmaktan, anne-babayı üzmekten, öğretmenin gözünden düşmekten, sınıfta kalmaktan, anne-babanın ya da öğretmenin kızmasından korkar. TEOG da iyi bir lise kazanamamaktan, arkadaşlarından geride kalmaktan, düşük not alıp ailesini üzmekten yada ailenin beklentilerini karşılayamamaktan korkar. Aynı kaygılar üniversite sınavı için de geçerlidir. Arkadaşları üniversiteyi kazanırken kendilerinin mezun kalmasından, emeğinin karşılığını alamamaktan, ailenin ve öğretmenlerin beklentilerini karşılayamamaktan korkarlar. İnsanlar kaç aldın diye sormak için arayacaklar ya kötü olursa onlara ne diyeceğim diye, hayalindeki bölümü ve üniversiteyi kazanamamaktan korkarlar. Seneye dershaneler kalkacakmış, sınav sistemi değişecekmiş ben ne yapacağım diye korkarlar. KPSS de atanamamaktan, meslek sahibi olup hayatını kuramamaktan korkarlar. Aslında en küçükten, büyüğüne açıkça görülüyor ki korkulan şey sınav değil sınavın getirileri ve götürüleridir. Yani sınava verdiğimiz anlamdır. Sınavın sonuçlarına dair bu kadar yoğun kaygı beslemek sınava verilen önemi haddinden fazla arttırarak sınava ve sınav anına dair kaygılar oluşturmamıza neden olur. Bu kaygılar ise kişiden kişiye değişen yoğunlukta strese yol açar. Strese vücudumuz zihinsel, fiziksel ve duygusal düzeyde tepkiler verir. Bu tepkilerin başlıcaları: kalp hızla çarpar, ateş basması yada üşüme, Baş dönmesi, Göz kararması, yorgunluk, Nefes darlığı, Mide şikayetleri, Karın ağrısı, Titreme, İştahsızlık, İshal, Sivilceleşme, saç dökülmesi, Hormon dengesinin bozulması, Gerilmeler, kasılmalar, Güçsüzleşme, Tansiyon yükselmesi Kontrolünü kaybetme hissi, Endişe, Huzursuzluk, Ümitsizlik, Mutsuzluk, Tedirginlik. Stres düzeyi arttıkça vücutta oluşan tepkilerde beraberinde artmakta ve istenmeyen sonuçlara yol açmaktadır. Unutulmamalıdır ki; Normal düzeydeki kaygı; istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısında yardımcı olur. Fazlası ise; enerjisinin verimli bir biçimde kullanması, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirmesi engellenir. Kişi potansiyelinin tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez. Bu kaygıyı tetikleyen faktörleri kısaca özetlemek gerekirse; Kötü çalışma alışkanlıkları, Yüksek beklenti düzeyi, Mükemmeliyetçi yaklaşım, Geçmiş kötü deneyimler, Görev ve sorumluluklarını erteleme Başarısız olma ve değerlendirilme kaygısı (kazanmazsam bunu çevremdeki insanlar hakkımda ne düşünecek) kaygıyı arttırmakta rol oynayan faktörler arasında sayılabilir. Kaygıyı azaltmak için en büyük rol öncelikle aileye düşmektedir. Öğrenciden yüksek düzeyde beklentiye girmemeli ve sınavın bir ölüm kalım savaşı olmadığını öğrenciye hissettirilmelidir. Sosyal destek mutlaka gereklidir ve çok etkilidir. Siz sınavla ilgili ne kadar olumlu tavırlar sergilerseniz çocuğunuzun da negatif stresini o oranda azaltırsınız. Öte yandan düzenli ders çalışma öğrencinin kendine olan güvenini yerine getireceği için kaygıyı azaltmakta önemli rol oynar. Düzenli nefes egzersizi ve zihinsel egzersizler uygulamak zihinsel rahatlama ve uykuda rahatlamaya yol açtığı gibi bilinçli,düzenli kısa fiziksel egzersizler de; Kas gevşemesi, Zihinsel gevşeme, Yapılan işte etkinliğin artması, Enerjide artış, Duygusal boşalma ve rahatlık, Daha iyi uyku, Kendine güven artışı ve Endişelerde azalmaya neden olarak rahatlamayı sağlar. Bütün desteklere rağmen birey, Heyecanı kontrol etme konusunda yeterli derecede başarılı olamıyorsa mutlaka bir uzmandan destek almalıdır.

Yukarı Hisar Mah. Antalya Cad. No 48/14 Manavgat / Antalya
0553 102 16 82
info@terapimanavgat.com

Tüm hakları Psikolog Rahime Şeker’e aittir, izinsiz kullanılamaz © 2017

Tasarım Altantois